Tarih, Tarihçi ve Felsefe Konferansı, 20 Mart 2017 Pazartesi günü Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluyazı Kampüsü Merkezi Derslik Binası Büyük Amfide gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Hanoğlu`nun yaptığı konferansa, konuşmacı olarak Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Uğur Altuğ katıldı. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından organize edilen programa; Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı, Rektör Danışmanları Doç. Dr. Ahmet Özcan ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yeşiller, İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Okutman Fikret Kedersiz ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Tarih biliminin önemi ve gelişim süreçlerinin anlatıldığı konferansta, bir tarihçinin nasıl olması gerektiğine, tarih biliminin felsefe başta olmak üzere diğer bilim dallarıyla olan disiplinler arası bağına ve tarih biliminin günümüzdeki gelmiş olduğu durum üzerinde duruldu. Bir tarihçinin sosyolojiden filolojiye, filolojiden coğrafyaya, coğrafyadan iktisada kadar birçok bilim dalıyla iletişim halinde olması gerekliliğine dikkat çekilen konferansta, tarihçilerin olaylara objektif olarak bakması gerektiği vurgulandı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Doç. Dr. İsmail Hanoğlu "Böyle bir konunun tespitinde, hakikaten ferasetli ve içe bakış yöntemini de kullanan değerli meslektaşım Yrd. Doç. Dr. Uğur Altuğ`un yer alması, özellikle interdisipliner dediğimiz noktada fakülteler ve bölümler arası bağlantı açısından, üniversitemizin ve fakültemiz adına önem arz ettiğini düşünüyorum."dedi.
Enerjimizi bilime ve medeniyetimizin dinamiklerine harcayacağız sözlerini söyleyen Hanoğlu, katılımcılara felsefe konusunda küçük anekdotlar vererek İbn-u Haldun ve Aristotales gibi felsefe ve tarih alanında önem arz eden şahsiyetlere de konuşmasında yer verdi.
Hanoğlu`nun ardından kürsüye çıkan Rektör Prof. Dr. Hasan Ayrancı ise konuşmasında şu sözlere yer verdi:
"Hem moderatör İsmail hocamız hem de konuşmacı Uğur hocamız bizim eskiden beri tanıdığımız hocalarımızdır. İkisi de birbirinden parlak simalar. Uğur hocam, tarih konusunda asistanlığının başlangıcından itibaren çok önemli merkezlerde bulunmuş, kendini çok iyi yetiştirmiş bir hocamızdır. Özellikle, onun tarihte yaptığı soyutlamaları çok beğenirim. Tarihi sadece olayları anlatmaktan ziyade, onu bir üst perdeye çıkararak soyutlama yapmak suretiyle hangi başlıklar altında bulunduğunu, hangi amaç için ve hangi sosyal süreç içerisinde belirli konuların öne çıktığını gayet isabetli ve vurgulu bir şekilde ifade eden bir hocamızdır. İsmail hocamız da bizim eski arkadaşımızdır. Onun da Felsefe Bölümüne çok önemli katkılar yaptığını biliyoruz. Yenilikçi, aydınlatmacı ve kavramsallaştırmacı bir yönü var. Bu iki hocamızın biraz sonra gerçek bir fikir, tarih ve felsefe şöleni meydana getireceğinden hiç tereddüdüm bulunmamaktadır."
Konferans, sempozyum ve panel gibi faaliyetlerin önemine de değinen Ayrancı konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Martin Lings, Antik İnançlar Modern Hurafeler Kitabında `insanlar konuşurken konuşma üzerinden ruhsal bir iletişim kurarlar.` der. Bu nedenle bizim gibi sohbet kültürüne mensup medeniyetlerde konuşmak ve yüz yüze gelmek çok önemlidir. Tabi ki öncelikli olarak okumak gereklidir. Fakat bu bilgilerin, tecrübelerin, görgülerin; muhabbet, söz, kelime üzerinden aktarılması bizlere tahmin edilenin çok ötesinde ufuklar açar. Çünkü siz, belirli bir yaşta hayatını bir alana vakfetmiş insanlarla bir araya geliyorsunuz ve onların bakışlarından, duruşlarından, o anki heyecanlarından, belki bir göz süzmelerinden bir şeyler alıyorsunuz. Bu gibi etkinlikler, paha biçilemez birer bilgi kaynağıdır; bir bilgi transferdir. Bu programların kaçırılmaması gereklidir ve bu nedenle öğrencilerimize, mümkün olduğu kadar bu tarz bilim şölenlerine katılmalarını tavsiye ediyorum. Buradan alacağınız kültür ve birikim, değerle ölçülmeyecek kadar sizlere büyük kazanımlar sağlayacaktır. Tarih meselesine geldiğimizde ise, bildiğiniz üzere tarih eskiden beri geçmişte olan olayların yeniden inşası olarak tanımlanır. Fakat bunun bir de felsefesi var. Tarih felsefesi, hem tarihin hem felsefenin önemli konularındandır."
"Bu konferans vesilesiyle, hem böyle yetkin bir tarihçinin hem de yetkin bir felsefecinin bu konuyu moderatör ve konuşmacı olarak ele almasının, olağanüstü etkilerinin olacağı kanaatindeyim." sözlerini söyleyen Ayrancı "Burada sizlerle birlikte olmaktan ne kadar mutlu olduğumu ve bu konferanstan ne kadar büyük sonuçlar beklediğimi belirterek hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum." sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Daha ilk çağlardan itibaren tarih biliminin itibarsızlaştırıldığının üzerinde durarak konuşmasına başlayan Yrd. Doç. Dr. Uğur Altuğ, tarihin gelişim sürecinin oldukça önemli ve çekici konulardan biri olduğunu belirtti. İbn-i Haldun ile beraber tarih biliminde önemli bir sayfa açıldığını söyleyen Altuğ, zaman içerisinde tarih bilimimin öykü, anlatı ve rivayet olmaktan çıktığını ifade etti. Bu bağlamda tarihin kavramsal yapı olarak büyük bir değişim gösterdiğini söyleyen Altuğ, özellikle bu değişimin 19`uncu yüzyıl ve 20`inci yüzyılın yarısını kapsayan zaman diliminde gerçekleştiğini belirtti. Altuğ, tarih algısındaki bu kavramsal değişimlerin sadece tarihi değil, bütün bilimleri etkilediğinin altını çizerek çeşitli örnekler verdi.
Disiplinler arası bilgi aktarımının tarih bilimindeki önemine de değinen Uğur Altuğ, Osmanlı`nın Edirne`yi Fethi`nden örnek vererek bu fethin tarihi hakkında çelişkiler yaşandığı ve ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık`ın, Edirne`nin Fethi sırasında güneş tutulması olması bilgisine başka bir bilim dalından ulaşarak fethin tarihinin 1361 olarak kesinleştirdiğini, bu örneğin de bilimler arası bilgi aktarımına en güzel örneklerden biri olduğunu söyledi.
Tarihin olayların hikâyesi olmadığını, olayların anlaşılması olduğunu ifade eden Altuğ, tarih bilimindeki kavramsal değişimle beraber anlatının değil, anlamın ve mananın ön plana çıktığını vurguladı. Tarihin bir inşa sürecinden başka bir şey olmadığını, insanın da bu sürecin küçük bir aktörü ve bileşeni olduğunu belirten Altuğ, insanlığın yerleşik hayata geçmesiyle beraber başlayan tarih felsefesinin ilk önemli adımlarının, o küçük aktörlerin bir araya gelerek oluşturdukları toplumsal yapıdan doğduğunu belirtti.
Tarihçilerin masa başında oturan birer figür haline gelmemesi gerektiğini söyleyen Uğur Altuğ, tarihçilerin tozlu raflarda takılı kalmasının günümüz tarih bilimi anlayışıyla örtüşmediğini ifade etti. Günümüz tarihçisinin coğrafya, toplumbilim, antropoloji, filoloji ve daha birçok bilim dalıyla bağlantı halinde olması gerektiğini söyleyen Altuğ, bu gerekliliğin ise tarafsız olarak gerçeklerin aranması açısından oldukça önemli olduğunun altını çizdi. Bu bağlamda da epistemolojinin önemine değinen Altuğ, doğru bilgiye ulaşmak için olayların altında yatan bilimsel gerçeklerin incelenmesi gerektiğini vurguladı. Tarihçinin gördüğü bütün detayları tonlarıyla vermek zorunda olduğunu söyleyen Altuğ, gerçeğe ulaşma çabasının tarihçiye yetecek bir çalışma azmi sağlayacağını belirtti.
Tarih ve felsefe alanındaki gelişmelerin yanı sıra ünlü tarihçi ve felsefecilere de sözlerinde yer veren Altuğ "Tarih, Tarihçi ve Felsefe" konulu konuşmasını konferansa katılan öğrencilere iyi birer tarihçi olma yolunda temennilerde bulunarak sonlandırdı.
Yrd. Doç. Dr. Uğur Altuğ`a, Doç. Dr. İsmail Hanoğlu tarafından teşekkür plaketi verilmesiyle, konferans sona erdi.